Zinciri olmayan tutsaklıkların en ağır olanı, alışılmış acıdır.
İnsan bazen bir kapının önünde durur ama kapalı olanın dışarısı değil, içerisi olduğunu geç fark eder. Ben uzun süre tutsak olduğumu sanmadım. Çünkü zincir yoktu. Ses yoktu. Kapı kilitli değildi. Sadece hep aynı yere dönüyordum. Bir kişiye tutsak olunur sanılır. Oysa çoğu zaman kişi sadece bahanedir. Asıl tutsaklık, o kişinin temsil ettiği geçmiştedir. Yarım kalmış cümlelerde, söylenememiş vedalarda, belki diye saklanan ihtimallerde.
İnsan bazen bir anıya değil, o anının içinde bıraktığı kendine bağlanır. Kim olduğunu sandığı hâline, vazgeçemediği versiyonuna, hâlâ bir gün anlaşılacağına dair kurduğu sessiz beklentiye.Bu yüzden geçmiş, sadece yaşanmış olan değildir; sürekli yeniden yaşatılan bir iç senaryodur. Geçmiş, insanın en konforlu hapishanesidir. Canını yakar ama tanıdıktır. İncitir ama bildiktir. Bilinmeyen bir özgürlüktense, bilinen bir acıya razı olmayı öğretir. Gözlerini kapatıp ezberlediğin yolda yürümektir.
Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun.Artık kimse seni tutmuyor.Ne bir söz, ne bir bağ, ne de bir zorunluluk var.Ama sen hâlâ kalıyorsun.Çünkü alıştığın duygunun adını sevgi sanıyorsun.Çünkü vazgeçmenin yenilmek olduğuna inandırılmışsın.Çünkü bunca yıl dediğin şey, seni geleceksiz bir sadakate mahkûm ediyor.Oysa bazen en büyük sadakat, kendine gösterilmesi gerekendir.Ve en zor olan da budur.İnsan başkasını bırakmaktan çok, kendini kurtarmaktan korkar.Tutsaklık çoğu zaman başkasının değil, kendi suskunluğunun eseridir.
Kendine söyleyemediklerinin.Kendinle yapamadığın yüzleşmenin.Cesaret edemediğin ve zorunluluğuna, dayanmalıyım ezberine.Ve en tehlikelisi de budur; çünkü bunu erdem zanneder.Ama özgürlük gürültüyle gelmez.Bir kapıyı çarparak çıkmak değildir.Bazen sadece insanın içinden sessizce geçen bir fark ediştir.Burada kalmak zorunda olmadığını anladığı an.Tutsaklık, zincirin kırılmasıyla bitmez.Kabulün bitmesiyle biter. Kendini özğür brakmadığın sürece sana ait olan hayatı hep başkaları yazar koyar önüne..
“Ve insan ancak o zaman anlar.
Bazı kapılar dışarıdan değil, içeriden açılır.“
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR








yorum Yap