Ev Gezelim, Görelim, Tanıyalım Kemiksiz Tahtlar Ve Zihnin Omurgası
Gezelim, Görelim, TanıyalımGündemKöşe Yazısı

Kemiksiz Tahtlar Ve Zihnin Omurgası

Bazen bir şehri veya bir kurumu tanımlayan şey, orada üretilen değer değil; o değerin üzerine çöken “kibir gölgesinin” ağırlığıdır. Tarih, devasa koltuklara oturup da o koltuğun altında kaybolan, cübbesinin heybetini kendi büyüklüğü zannedenlerin hikâyeleriyle doludur. Oysa asıl güç, o cübbeyi taşıyanın zihnindeki liyakat ve ahlaki pusuladadır.

Liyakat: Zihnin İskeletidir Game Of Thrones kahramanı Kuzey masallarındaki o meşhur “Kemiksiz” figürünü hatırlayın… Ayakta duracak bir temeli, üzerine basacak bir iskeleti yoktur ama çevresine dehşet saçarak, her şeyi kontrol etmeye çalışarak o eksikliğini kapatmak ister. Bir insanın fiziksel desteğe ihtiyaç duyması bir talihsizliktir; ancak bir gücün “zihinsel omurgadan”, yani liyakatten yoksun olması toplumsal bir felakettir.

Aristoteles, adaleti “emaneti ehline teslim etmek” olarak tanımlar. Bir şifahaneyi veya bir ilim  yuvasını, o işin çilesini çekmemiş, tozunu yutmamış, ellere “lütuf” gibi teslim etmek; pusulası olmayan birine okyanusu geçmesini söylemektir. Platon’un dediği gibi: “Fırtınada sizi kurtaracak olan kaptanın dindarlığı veya tanıdıkları değil, denizcilik bilgisidir.”

İtaat mi, İrade mi? “Kemiksiz” tiplemesi, en çok kendisinden daha dik duranlardan, kendi ayakları üzerinde sarsılmadan yürüyen hür zihinlerden nefret eder. Çünkü her dik duruş, onun kendi “temelsizliğini” yüzüne çarpan bir aynadır. Immanuel Kant, aydınlanmayı “İnsanın, başkasının kılavuzluğuna ihtiyaç duymadan kendi aklını kullanması” olarak görür. Bu yüzden, dogmaya ve şahsi mülk gibi yönetilen kurumlara karşı laik ve rasyonel duruşu savunanlar, her zaman o “kemiksiz tahtların” en büyük korkusu olmuştur.

Hicvin Aynasında Tartuffe’ler Makamı bir kalkan, inancı bir baskı aracı olarak kullananlar için Molière, asırlar önce Tartuffe karakterini yaratmıştı. Maskeler değişse de sahtelik aynıdır. Fikrine güvenen tartışır, güvenmeyen ise yasaklar. Ancak unutulmamalıdır ki; tıp da, sanat da, bilim de sadece liyakat zemininde çiçek açar. Kendi yetersizliğini baskıyla örtmeye çalışanlar, sadece tarihin tozlu sayfalarında birer ibret vesikası olarak kalırlar.

Sonuç olarak sevgili dostlar Kalem ve Gölge Gölgeler ne kadar büyürse büyüsün, güneş en tepeye çıktığında hepsi kaybolur. Bizler, o karanlık fısıltılara inat; aklın, bilimin ve liyakatin ışığında yazmaya devam edeceğiz. Çünkü gerçek güç, bir başkasının sesini kısmak değil, kendi sesini hakikatle duyuracak bir “omurgaya” sahip olmaktır. Omurga demişken biliyorsunuz “omurgasız” diye bir terim vardır hadi onun anlamını da buraya yazalım: Düşüncelerini çıkarları doğrultusunda değiştirebilen, ilkesiz.

Haftaya Gezi serimize dönüş yapıyoruz sizlere harika yerleri tanıtacağım…

Kalın sağlıcakla

Yazar:

Prof. Dr. Anıl ERTOK

Güzel Sanatlar ve Tasarım Fak. e. Dekanı

%s Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

pexels-ezekixl-akinnewu-1006202-380x380

Dilruba

Phasellus tellus tellus, imperdiet ut imperdiet eu, iaculis a sem Donec vehicula luctus nunc in laoreet

Trending Now

Hot Topics

İlgili Makaleler

Gündem

Zonguldak’ta Modern Ortodontik Tedavi Dönüşümü: BEUN Bölgeye Hizmet Sunuyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı, tanıdan tedavi...

Gündem

KBÜ havacılık ve uzay mühendisliğinde Türkiye’de ilk sırada

Karabük Üniversitesi (KBÜ) uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu SCImago’nun 2026 yılı verilerine göre...

Gündem

KBÜ’de 62’nci Kütüphane Haftası programı gerçekleştirildi

Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) 62’nci Kütüphane Haftası kapsamında “İyileştiren Kütüphaneler” temasıyla “Okuma Kültürü...

Gündem

Yükseköğretim Kurulundan yurt dışında eğitim alacaklara önemli uyarılar

– “Üniversite tanınırlığı eğitime başlamadan önce mutlaka kontrol edilmeli” – “Son dönemde...