Ev Gündem Bir Kadın Ne Zaman Gider?
GündemKöşe Yazısı

Bir Kadın Ne Zaman Gider?

Bir kadın gitmeyi bir günde öğrenmez.
Gitmek, ani bir karar değildir; uzun bir suskunluğun sonucudur.
Önce kalır. Sonra biraz daha kalır. Sonra kendinden eksildiğini fark edecek kadar yorulur.

Bize kalmak öğretildi.
Uyumlu olmak.
Sesimizi kısmak.
Rahatsız olmamayı erdem sanmak.

Kadınlara hep aynı telkin yapıldı: “Biraz daha sabret.”
O “biraz”, zamanla hayatın tamamına yayıldı. Sabır kutsandı ama bedeli hiç sorulmadı. Kimse, o sabrın içinden nelerin geçtiğini merak etmedi.

Ben kaldığım yerlerde kendimi küçülttüm.
Cümlelerimi yumuşattım.
İncitmemek için kendimi susturdum.
Gerginliği değil, içimdeki sesi bastırdım.

Kalmak, dışarıdan bakıldığında güçlü görünür.
Oysa her kalış güç değildir.
Bazı kalışlar, bir kadının kendine uyguladığı en sessiz baskıdır.

Gitmek ise bize hep yakıştırılmadı.
Giden kadın “yarım” sayıldı.
Ya da “fazla”.
Fazla talepkâr, fazla özgür, fazla yalnız.

Oysa kimse şunu sormadı:
Bir kadın kaç kez kalır da gitmeye karar verir?

Gitmek bir vazgeçiş değil her zaman.
Bazen bir kadının hayatta kalma refleksidir.
Bazen kendini koruma biçimi.
Bazen de artık aynaya baktığında tanıdığı yüzü görememekten duyduğu korku.

Toplum, kadının dayanıklılığını över.
Ama dayanmanın neyi örttüğünü konuşmaz.
Kadın taşır, kadın idare eder, kadın toparlar…
Peki kim tutar kadını?

Ben şunu fark ettim:
Kalmak beni olgunlaştırmadı; sessizleştirdi.
Güçlendirmedi; görünmez kıldı.

Bir noktadan sonra kalmak, sadakat değil alışkanlıktır.
Ve alışkanlık, bir kadının hayatını teslim edeceği bir gerekçe değildir.

Gitmek, her zaman yüksek sesle yapılmaz.
Bazen bir iç çekiştir.
Bazen bir sabah uyanıp “artık ben yokum burada” demektir.

Bir kadın gittiğinde, aslında ilk kez kendine doğru yürür.
Kırarak değil; kendini toparlayarak.
Yakıp yıkarak değil; geride kalan enkazın artık ona ait olmadığını kabul ederek.

Şunu açıkça söylemek gerekir:
Hiçbir ilişki, hiçbir düzen, hiçbir hayat;
Bir kadının sesinden, sınırlarından, varlığından daha değerli değildir.

Gitmekle kalmak arasında durduğum o eşikte şunu öğrendim:
Kadınlar sustukları için değil, çok uzun süre sustukları için giderler.

Ve bazen bir kadın ardına bakmadan yürüyorsa,
bu bir kaçış değil, geç kalmış bir kendine dönüş olabilir.

Çünkü bazı kapılar kapanmazsa,
kadın içeride kalır.

Yazar:

Nazan ÇAĞLAR

yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

pexels-ezekixl-akinnewu-1006202-380x380

Dilruba

Phasellus tellus tellus, imperdiet ut imperdiet eu, iaculis a sem Donec vehicula luctus nunc in laoreet

Trending Now

Hot Topics

İlgili Makaleler

Gündem

TRT 17. Uluslararası Belgesel Ödüllerinin tanıtımı KBÜ’de yapıldı

Karabük Üniversitesi(KBÜ) Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi’nde düzenlenen toplantıda Türkiye Radyo Televizyon...

Gündem

KBÜ senatosunda Türkiye ve uluslararası sıralamalardaki yükseliş değerlendirildi

Karabük Üniversitesi(KBÜ) Mart ayı Senato Toplantısı’nda üniversitenin ulusal ve uluslararası sıralamalardaki yükselişi...

Gündem

“Denklik” ve “Yatay geçişlerde” yeni düzenleme

– Yurtdışında devam zorunluluğu olmayan programda okuyanlar Türkiye’de örgün programa yatay geçiş...

GündemKöşe Yazısı

Eğitimden Deneyime: Üniversite Hayatı Yeniden Tanımlanabilir mi?

Campusdeyiz Instagram hesabında ilk kez yayınlanan canlı yayın programı, izleyicilerden yoğun ilgi...