Son zamanlarda fark ettim ki hepimiz bir yerlere yetişme telaşındayız. Derslere, ödevlere, sınavlara, işe, hayallere… Hatta bazen mutluluğa bile yetişmeye çalışıyoruz. Sürekli bir koşturmaca, sürekli “bir şeyleri yetiştirmeliyim” baskısı.
Ama şöyle bir durup düşündüğümde, en huzurlu anlarımın aslında hiçbir yere yetişmediğim anlar olduğunu fark ettim. Mesela akşamüzeri kampüsün bankında oturup sadece gökyüzüne bakmak. Ya da müzik açıp yolda yürürken kafamı tamamen boşaltmak. Hiçbir plan, hiçbir acele, hiçbir hedef yok…
Sadece o anın tadı var.
Hayat hızlandıkça kendimizi de hızlandırıyoruz ama belki de yapmamız gereken şey biraz yavaşlamak. Çünkü bazı güzellikler sadece yavaşlayanların görebileceği kadar ince. Bir rüzgar esintisi, yanından geçen kedinin mırlaması, hatta otobüs beklerken gökyüzünün rengini fark etmek bile.
Bazen durmak, aslında en ileriye gitmenin yolu.
Yazar:
Aleyna Fatma Arslaner
Gazetecilik Öğrencisi









yorum Yap