Antakya’nın deprem yönünden tarihine baktığımızda özellikle tarihe damgasını vurmuş en önemli birkaç depremi yer almaktadır.
115 Antakya depremi, 526 Antakya depremi, 1939 yılında Erzincan‘da yaşanan 7.9 büyüklüğündeki deprem,2023 yılında 6 Şubat saat 04.17’de, Kahramanmaraş merkezli, en çok da Hatay‘a zarar veren 7.8 Mw. ve 9 saat sonra 7.6 Mw. büyüklüğünde 2 büyük deprem olmuştur. Bu depremler Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en çok zarar veren 1. deprem olarak kayıtlara geçti.
Yaşamış olduğumuz bu deprem, kelimelerle ifade edilecek türden bir deprem değildi. İlk önce manevi, sonra maddi olarak tüm şehri bitirdi. Maneviyatı maddiyattan önce tutma sebebim koskoca şehir biranda sahipsiz kaldı. Yıkık bir şehrin enkazı altında kimi annesinin kucağın da kimi yan odada gördüğün her uzuv parçasında bir umut diyerek kaybettiğini aramak kulakları yırtan feryatlar toprağın altında cansız kalan bedenlerin derin sessizliği. Bunun vebali çok ağır olacak, çaresizliğin gerçek anlamda ne olduğuyla canlı canlı yüzleşmek gözünün önündekine bakıp görememek, görüp te ulaşamamak, bir tek canlı sesi duyabilmek için tüm şehrin ölüm sessizliğine bürünüp o unutulmaz kelimesi

SESİMİ DUYAN VARMI….
Bazı gerçekler vardır, inkar ettikçe seni içine çeker ve bizim yaşamış olduğumuz bu olay bazı insanların kabul etmediği gerçeklerdi. Olayın üstünden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen insanlar hala konteynırlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Bizde biliyoruz ki bir gecede yıkılanı ne 5 yılda nede 10 yılda bile tam anlamıyla ayağa kaldıramazsın, başta da dediğim gibi Hatay’ın beklediği maneviyattı bu insanlar giden canına mı yansın yıkılan evine mi yoksa bir gecede tek başına sahipsiz ortada kalışına mı insanların canının yandığı yetmiyor gibi bu insanlar üzerinden prim yaparak bir kez de böyle yıktılar.
Şu saatten sonra ne yapılanın, nede yapılacak olanın kıymeti kalmadı giden gitti kalan yandığıyla bitti.
Bir daha yaşanmaması dileğiyle.
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR









yorum Yap