Yapılan hiçbir şey kaybolmaz… sadece sana geri dönmek için doğru zamanı bekler.
Toprakla aranda görünmeyen bir anlaşma vardır. Sen unutursun… o unutmaz. İçinden geçen her düşünce, dilinin ucuna gelip yuttuğun her kelime, gözlerini kaçırdığın her gerçek…hepsi bir yere gider sanırsın. Gitmez, sadece bekler. İnsan en çok kendine karşı saklar hayatı. Başkasına söylediği yalanlar küçük kalır, asıl büyük olan; kendine anlattığıdır.
“Geçer” dersin. “Unuturum” dersin. “Ben öyle biri değilim” dersin. Ama toprak senin ne dediğini değil, ne yaptığını bilir. İçine attığın her şey, karanlıkta kök salar. Görmezsin, bilmezsin, hissetmezsin…ta ki büyüyene kadar. Ve büyüyen şeyler bir gün yer ister.
İşte o gün geldiğinde, içinde açıklayamadığın bir sıkışma olur. Sebepsiz bir yorgunluk,
adı konulamayan bir ağırlık…Sanırsın ki hayat sana yükleniyor. Oysa hayat sana yüklenmez.
Hayat sadece sana seni getirir. Ve bir gün…önüne bir sofra kurulur.
Ne eksik, ne fazla. Ne başkasından kalma, ne de başkasına ait. Her lokması tanıdık…
ama bir o kadar yabancı. Çünkü o sofrada yıllar önce sustuğun bir cümle vardır,
görmezden geldiğin bir gerçek vardır, ertelediğin bir yüzleşme vardır. Ve en çok da…
kendinden kaçtığın anlar vardır. İşte o an anlarsın; Açlık sandığın şey aslında eksiklik değildir. Doyamamak sandığın şey, dışarıyla ilgili değildir.
Sen…kalbinin ekmeğini yiyorsundur.
Ne ektiysen, o vardır önünde. Ne sakladıysan, o çıkar karşına. Ne olmaktan kaçtıysan, onunla yüzleşirsin. Bu yüzden bazı insanlar neden huzurlu olduğunu anlatamaz, bazıları da neden bu kadar yorgun olduğunu. Çünkü mesele yaşamak değildir. Mesele, yaşarken ne ektiğindir.
Ve hiçbir zaman geç değildir sanırsın…ama bazı şeyler geçmez, sadece derinleşir.
Toprak bekler. Sabreder. Büyütür. Ve zamanı geldiğinde…sessizce önüne koyar. Ne bir eksik,
ne bir fazla. Sadece sana ait olanı. Ve sen o an anlarsın; Kaçtığın hiçbir şey kaybolmamış.
sadece sana dönmek için doğru zamanı beklermiş.
Toprağa atılan her tohum mutlaka yeşerir.
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR









yorum Yap