Bazen anlatmak istemem.
Sustum diye boş değil içim. Hatta en kalabalık halim suskunluğumun içinde saklıdır.
İçimde kimseye anlatamadığım, anlatmak istemediğim, anlatınca eksilecek sandığım duygular var. Bazen kendimi bile anlamıyorum. Ama en çok da kendimi özlüyorum. O gülüşlerimin samimi olduğu, içimde dalga geçmeyen fırtınaların estiği, kimseye güçlü görünmeye çalışmadığım hâlimi.
Bazıları için “çok hassas”, bazıları için “fazla duyarlı” olabilirim. Ama ben, kendimi olduğum gibi kabul etmeye çalışıyorum. Çünkü bu kalp, kolay sevip zor unutanlardan. Ve kimse bilmese de, ben kendimi hep taşıyorum. Her yere. Her duyguma. Her kırığıma rağmen…
Geceleri sessizce ağladığım da oldu. Bir mesaj gelmediği için saatlerce ekrana bakakaldığım da… Bir umutla bekleyip, o umudu kendi ellerimle susturduğum da… Ama kimseye anlatmadım. Çünkü “anlamazlar” diye değil, “daha fazla yorulmak istemediğim” için.
Bazen biri sadece “anlıyorum” dese yeterdi. Beni düzeltmeye çalışmadan, eksik hissettirmeden… Ama insanlar dinlemekten çok, çözmeye çalışıyor. Oysa bazı duyguların çözümü yok. Sadece anlaşılmak istiyor.
Ben bazen sadece susmak istiyorum.
Ama bilin ki o sessizlikte en çok kendimle konuşuyorum.
Yazar:
Aleyna Fatma Arslaner
Gazetecilik Öğrencisi









yorum Yap