Çalışma alanlarımızda Son zamanlarda liyakatsiz yöneticiler tarafından her türlü mobbing ve baskıya maruz kalmış durumdayız. Bu kişiler 09.11.1982 tarih ve 17863 sayılı Resmi gazetede yayınlanan Türkiye Cumhuriyeti anayasasının aşağıda yer alan maddelerini hiçe sayarak yönetici konumundaki bir insana yakışmayan hal ve hareketler sergilemektedirler. Özellikle aşağıda iki bölümden oluşan;
İKİNCİ KISIM
TEMEL HAKLAR VE ÖDEVLER
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
Madde 12 – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hakları ve Ödevleri
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
Madde 40 – Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
C. Sendika kurma hakkı
Madde 51 – (Değişik: 3/10/2001-4709/20 md.)
Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
İlk iki bölüm bizi biz yapan maddelerdir.
Bu maddeler çalışan ve işveren arasında bağı güçlendirmek iş verimini arttırmak iki tarafında birbirine karşı görev ve sorumluluklarını bilmesi açısından haklı bir hükümdür.
Çalışılan kurum ne olursa olsun şu yada bu demiyorum hiçbir haklı gerekçeyle çalışana mobbing uygulanamaz. Peki kısaca mobbing neydi bir hatırlayalım, aslında hiçte yabancı olmadığımız bir kelime.
Türk Dil Kurumu mobbing kavramının karşılığı olarak “bezdiri” kelimesini belirlemiş ve bezdiriyi “iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlamıştır.
Kısaca çalışma alanlarımızda yönetici kimliği adı altında bizleri manipüle etmeye çalışarak üstünlük kurmaya çalışan yönetici kimliğinin ne olduğundan habersiz, torpille bir yerlere gelmiş, insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanan koltuk sevdalısı insanlarla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
Bu tarz durumların bir şekilde çözülmesi gerekmektedir. Her bakanlık gerektiği şekilde denetim yapmış olsaydı işler bu duruma gelmezdi. Sonuç itibariyle kimse kimsenin ağasıda değil paşası da değil.
Kurumlar şahıslara değil Devlete aittir, bunun bilincinde olursak önce devlet sonra biz kazanırız.
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR









yorum Yap