İnsan, gerçeği bulamadığı için değil; bulursa yıkılacağını bildiği için mantığa sığınır. Akıl ve mantık aynı bedende yaşar, ama asla aynı gerçeğe bakmazlar.
Akıl, sessiz bir isyandır. Mantık ise düzenli bir itaat. İnsan çoğu zaman hangisini dinlediğini bilmez,çünkü mantık, aklın sesini taklit etmeyi çok iyi öğrenmiştir. Bir düşüncenin sana ait olduğunu nasıl anlarsın? Onu ilk duyduğunda mı,yoksa onu savunurken kendine daha çok inandığında mı? İnsan, düşündüğünü sandığı yerde en çok başkalarının izlerini taşır.
Çünkü düşünmek zahmetlidir,inanmak ise konforludur.Mantık, sana konfor sunar.
Sebepler verir, açıklamalar yapar,seni kendine karşı bile haklı çıkarır.
Ve en tehlikelisi de budur: İnsanın kendine karşı haklı olması.
Akıl ise huzur vermez. Çünkü akıl, var olanı korumaz; onu parçalar. Ezberleri kırar, alışkanlıkları bozar, insanı kendi içindeki yabancıyla tanıştırır. Ve insan, en çok kendine yabancı olmaktan korkar. Bu yüzden mantık, aklın önüne geçer. Çünkü mantık bir sığınaktır.
Akıl ise açıkta kalmaktır. Bir yanılgıyı fark ettiğinde ne yaparsın? Geri mi dönersin, yoksa onu savunacak yeni gerekçeler mi üretirsin? İnsan çoğu zaman ikinciyi seçer. Çünkü mantık, hatayı düzeltmez; onu yeniden tanımlar. Yanlış, bir anda “şartların gereği” olur. Korku, “temkin” e dönüşür. Vazgeçiş, “olgunluk” diye adlandırılır. Ve insan, kendi kurduğu cümlelerin içinde yavaş yavaş kaybolur. Akıl bu kayboluşu fark eder. Ama mantık hemen devreye girer: “Bu kadar düşünme,” der, “her şey olması gerektiği gibi.”
İşte en büyük tehlike tam da buradadır. “Olması gerektiği gibi” cümlesi, çoğu zaman sorgulamamanın en şık bahanesidir. Çünkü insan gerçeği aramaz aslında. Gerçek, çoğu zaman rahatsız eder. İnsan, daha çok inandığı şeyin doğru çıkmasını ister. Bu yüzden mantık gelişir, akıl yalnızlaşır. Kalabalıklar mantıkla hareket eder. Çünkü mantık ortaklaşa üretilebilir. Ama akıl, yalnızdır. Ve yalnızlık, çoğu insanın ödeyemeyeceği bir bedeldir.
Peki ya sen? Verdiğin kararları gerçekten sen mi veriyorsun, yoksa sana en mantıklı geleni mi seçiyorsun? Unutma…Mantıklı olan her şey doğru değildir. Ama doğru olan her şey, başlangıçta mantıksız görünür. Ve belki de en acı gerçek şudur: İnsan, hayatı boyunca doğruyu bulamaz. Sadece yanlışlarını daha iyi savunmayı öğrenir.
Ve günün sonunda insan,aklıyla yüzleşecek cesareti bulamadığı için mantığına sığınır. Kendine söylediği yalanları,en doğru cümlelerle süsler.Ve buna “hayat tecrübesi” der. Oysa gerçek şudur:İnsan, hakikati aradığı sürece değil,ondan kaçmayı başardığı sürece huzurludur.Ve belki de bu yüzden—en mantıklı hayatlar,en az sorgulanmış hayatlardır.
Çünkü akıl sorar,mantık susturur.
Ve insan susturulduğu yerde yaşamayı öğrenir.
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR









yorum Yap